La Bete Humaine

Meanwhile in italy

Meanwhile in italy

Bu şarkıyı dinlememiş, klibini izlememiş insanın hayatında bir parça neşe eksiktir bence.

I heart you… the dangerous step before saying ‘i love you’

aahaahahha, completely!

aahaahahha, completely!

nazo82:


Karen: I think we should stop seeing each other.Lip: What, because the sex is shit?Karen: I think we should just be friends.Lip: Why?Karen: Don’t make this harder than it has to be.Lip: Wait, wait, wait. Is it because I said that I love you? Because I don’t love you. That wasn’t “love you” “love you.” That was like middle-of-sex, you know, “love you.” Listen, honest… I don’t love you. Okay, no, listen. I promise, I promise I don’t love you! Karen! Karen, I don’t love you.

nazo82:

Karen: I think we should stop seeing each other.
Lip: What, because the sex is shit?
Karen: I think we should just be friends.
Lip: Why?
Karen: Don’t make this harder than it has to be.
Lip: Wait, wait, wait. Is it because I said that I love you? Because I don’t love you. That wasn’t “love you” “love you.” That was like middle-of-sex, you know, “love you.” Listen, honest… I don’t love you. Okay, no, listen. I promise, I promise I don’t love you! Karen! Karen, I don’t love you.

Make me good God, but not yet.

Bin kez budadılar körpe dallarımızı,

bin kez kırdılar budadılar.

Zielona Weranda caffe&ristorante

Weranda Cafe~~

Bu cafenin Poznan’da tam 4 şubesi var ve biz 7 aydır bir türlü gidememiştik. Hep onun bunun fotoğraflarında görüp, “aa hani şu tavanında bulutların asılı olduğu cafe varya, Weranda, hadi oraya gidelim.” deyip her seferinde başka bir yere gittik. İşin tuhaf yanı nerede olduklarına dair de en ufak bir fikrimizin olmamasıydı. Hayal ürünü bir yer olduğunu falan düşünmeye başlamıştık artık.

Geçen hafta cumartesi günü, malum Paskalya’dan bunalmış sıkılmış bir haldeydik. Ve bir gün önceki ‘kim daha çok içer” yarışından galip çıkan ben, gelmiş geçmiş en okkalı ‘hangover’ ımı yaşıyordum. Önce Laura’lara gittim, güzel güzel karnımı doyurdu, kahvemi içirdi, bebeğiymişimcesine baktı bana. Laura ertesi gün İtalya’ya gidecekti, ve biletini hala çıkartmamıştı (wizzair sucks). Her yer kapalı olduğu için tek çare bir otele gidip yalvarmaktı. Nitekim gittik, yalvardık, çıkarttık.

Ama her şey o kadar boğucuydu ki o gün, hava kasvetli, şehir kasvetli, bir allahın kulu yok sokaklarda. E hadi yürüyelim bari biraz dedik. Plac Wolnosci’den Stary Rynek’e dğru yardırırken Laura beni öyle bir sarstı ki, tamam dedim, kesin ölüyoruz bu sefer (yolun ortasından yürüdüğümüz için hep) “Bak bak, Weranda” diye çığlık atıyordu resmen. Evet sonunda Weranda’yı bulmuştuk. Ve o an birbirimize bakıp ana avrat saydık, kendimize bir güzel küfrettik. Evet meşhur Weranda, Plac Wolnosci’den Stary Rynek’e giren sokaktaydı. Yani hemen her gün önünden geçtiğimiz sokakta. Ve biz bunu 7. ayın sonunda farketmiştik. Bir an bile düşünmedik, hemen içeri girdik. Tavanı bulutlu olan Weranda değidi ama en az onun kadar güzeldi ponponlarıyla.

Velhasıl kelam, Weranda’nın birini bulduk sonunda, kaldı geriye 3 tanesi!

Do you want to go to the seaside?
I’m not trying to say that everybody wants to go
But I fell in love on the seaside
On the seaside
In the seaside…

lots of coins! more or less 1 euro! and its really usefull for laundry! :D

lots of coins! more or less 1 euro! and its really usefull for laundry! :D